28 Şubat 2011 Pazartesi

Mastürbasyon, yalnızlığın, sonu orgazmla biten tek halidir

Yalnız yapayalnız

Yalnızlıklar :)) ilişki yalnızlığı, iletişim yalnızlığı ve dip yalnızlığı .... duygusal yalnızlık... Bir insan toplumsal olarak değil ama duygusal olarak yalnız olabilir. Belki güçlü duygusal ilişkilere giremediği, girip de yaşayamadığı için kendini yalnız hissediyor olabilir. Kendini anlatamayan, kendine anlatılanı anlayamayan iletişim yalnızları, toplumsal, duygusal yalnızlığın kıskacına da sıkışabilirler. Kurtulma nasıl... topluma yeniden karışmak, ilişkiler ağının yoğunluğunda, doyurucu birliktelikle yaşayabilme seçeneği var.. seçemedin, neden peki.. ya da neden seçmedin.. sıradan yalnızlıktan kurtulup düzlüğe çıkamamanın ardında ne vardır sizce.. dip yalnızlık !!

Bitmeyen hikaye....

Aşk, iyilikler, vefalar, sevgiler, adanmışlıklar, nefretler, inançlar, inançsızlıklar, göz yaşları, kahkahalar, gülümsemeler hepsi insana dair hepsi insansı... özlemler, kavuşmalar, haykırışlar, suskun çığlıklar, unutmalar hepsi biziz işte... yalnız kalabalıklar içinde olan da biziz işte... tutku, kıskançlık, şiddet, stigma, utanç, yaratıcılık ve seks tabiri diğer cinsellik ve yanılsamalar hepsi biz insanlarız... Kimi seversek sevelim, kime ne kadar sadakat beslersek besleyelim, kime ne duygularla koşar ne nefretlerle kaçar ne özlemlerle sarılır ne kıskançlıklar duyarsak duyalım tek bir gerçeklik vardır.... hayatımız yanılgılarla geçmektedir... ait olan tüm duygular sadece kişinin kendine aittir ve yansımasını bulmasını beklemek eblehliktir. Her şey aidiyet içinde sanal iç dünyada yaşanır, eğer ki bir gün bir şekilde herhangi bir duygumuzun yansımasını bulduğumuza inanıyorsak .... ne mutlu demiyeceğim ... kendimizi kandırmak için bir başka yol bulmuşuz demektir.

5 Aralık 2010 Pazar

Eski Ankara - Kale

Ankara kalesinin ispatlanamayan tarihi Hitit'lere kadar dayanıyor. Ama ben tarihinden değil bendeki nostaljisinden bahsedeceğim. Artık eski Ankara'dan ve eski hayatından eser kalmadı tıpkı tüm diğer kentlerdeki yaşamı zaman zaman özleyenler gibi elbette ben de eski Ankara yaşamını özlemle anıyorum. Değişik kültür politikaları ve değişen dünya düzeni hızla kültürümüzü yok ederken elbette önüne geçilemez şekilde kentlerdeki öz değerler de yok oluyor. Halbuki henüz üzerinden sadece 25-30 yıl geçti. Artık yaşamımızda ; Ankara tavası fırınları, dik yokuşlarda sıcacık selamlar, armut şekeri, soğuk karlı gecelerde nefis boza, has Ankara simitleri, uzun burunlu dolmuşlar, Kızılay parkı, dev çınar ağaçlarımız ve içindeki heykeller ( yerinde dünyanıun en çirkin binası ödülüne layık bir atıl kapasite yatmakta bitirilemiyor çünki yasak yapı ), fötr şapka, döpiyes, beyaz kurdeleler, Büyük sinema, Ankara sineması, Ulus sineması, tramvay, macuncular, kömürcüler, mahalleyle dost taksi durakları, bayram alışverişleri, rugan ayakkabılar, Yeşilnalın lahmacun ve sayamadığımız onlarca değeriyle eski Ankara artık yok. Kale içi eski bir nostalji olarak korunmaya çalışılıyor. Kafeler açıldı, lokantalar, Koç Müzesi ve sanat galerileri, antikacılar. Turistik bir yapıya kavuşturulmaya çalışılıyor ama beceriksizce. Hadi bakın sizler için resimledim beğendiklerimi ekledim. İyi izlemeler.
     
 
 
 
 
 
 
 
 

Antika Prensi

Güzden kalan son günler, yapraklar artık sarıdan kahverengine dönmüş ve narin sapları artık zar zor ince dallara tutunma mücadelesi veriyor. Sanki onlar da düşerse artık hava iyice soğuyacak ve kış bastıracakmışçasına. Güneş son kez ısıtırcasına parlak ve sıcacık. İnsanlar cıvıl cıvıl, neşeli kahkahalar eşliğinde bol sohbetli kahveler, çaylar yudumlanıyor ama gelin görün ki o bütün bunlardan bihaber kendi dünyasında rüyalar aleminde gezen bir koca oğlan. Adını bilmiyoruz hem belki bir adı bile yoktur ama öylesine mutlu ki derin uykusunda. Kimbilir kaç yaşında, kimbilir neler gördü geçirdi ama öylesine vurdumduymaz bir huzur içinde ki imrenmemek olası değil.


3 Aralık 2010 Cuma

Dostluk üstüne

Günümüzün kaybolan değerleri nedir diye saysanız sanırım ''dostluk'' değerleri ilk sıralarda yer alır. Dost, yaşamımıza kendi ellerimizle yerleştirdiğimiz ve çıkmaması için emek verdiğimiz en kıymetli yaşam arkadaşlarımız. Dost çoğu aileden öte, kendi kendimize söyleyemediklerimizi yüzümüze vurabilendir. Dost biz onu hiç aramasak da hep içimizdekidir. Acı söyleyendir gerçekten de.. emek sarfedendir bize.. biz haline getirendir ikilikleri. Dost kızmaz, küsmez, yalan dolan bilmez, diliyle döver, diliyle sever, düşünmez.. dost önce seni sonra kendini düşünür. Bu nedenle kaybolan değerdir... egoların tavana vurduğu günümüzde nesli tükenen en kıymetli değerdir. Dost sınanır türlü çeşitli ki dost olsun, mertebe kazansın. Dost bildiklerinizi sınayın. Para verin, alın, sır verin, sarhoş olun, gözdesine sevgi duyun, tokatlayın, saldırın, yüzüne vurun, uyuyun, saf sevgi verin, seyahate gidin, hasta olun, değer bildiklerini eleştirin, sinirlendirin ve izleyin yorumlayın ve karar verin ve unutmayın onu kazanmak zor dur ama eğer gerçekse kaybetmek olası değildir.

Kocaoğlan ( Emine nin annesinin kedisi )

Bu güzel oğlan aslında Emine'nin kedisinin oğlu ama annesini geçti tabi kocaman ve çok tatlı bir şişko oğlan oldu. E annesini tanımıyor tabi artık. Kocaman gözleri var ve çok ama çok şeker bir tüy yumağı.